15 Eylül 2010 Çarşamba

Türk Telekom ve bir firmanın prestijini ayaklar altına almak için çabaları...

Aslında hikayeyi uzun uzun anlatmama gerek yok sanırım... Büyük bir ihtimalle pek çoğunuz gibi ben de TT-Net'in sunmaya çalıştığı hizmeti alamayanlardan ve memnun olamayanlardanım... Ama sanırım bir çoğunuza göre kısmen şanslı sayılabilecek bir durum oluştu benim açımdan; normalde bireysel hizmet vermeyen ve Türk Telekom altyapısını kullanmayan bir kurumdan, gayet kaliteli internet hizmeti almak konusunda anlaşma sağladım... Ancak gelin görün ki, Türk Telekom hizmet vermeyi beceremediği gibi, hizmet iptali için de sizi son kez küplere bindirmeyi başarıyor... Başvuru yaptığım gün internet hizmetimi kesen ancak portu serbest bırakmayan Türk Telekom'a, hiçbirşeyi çözmeyeceğini bildiğim halde sadece içimi dökmek adına aşağıdaki mesajı gönderdim... Bu mesajı da burada sizinle paylaşmayı uygun gördüm...

Merhaba,

Yıllardır TT-Net kullanıcısıyım ki dürüst olmak gerekirse bu benim tercihim değil zorunluluğumdu. Bir süredir haddinden fazla para ödeyerek almaya çalıştığım hizmetin yanında gerek geribildirim, gerekse hizmet kalitesi açısından sizden oldukça şikayetçiydim.

Bana her türlü sorunlarımda çözüm üreten başka bir firma ile anlaşmamı yaptım, sözleşmemi imzaladım, sizin bana çıkardığınız toplam 300 küsür TL'lik kapatmamdan kaynaklanan bedeli ödemeyi bile kabul ettim sizden kurtulmak için... Ancak siz ne yaptınız?

* Derhal internet hizmetimi kapattınız (Harika! Benim de istediğim buydu)
* Ancak portumu boşaltmadınız ve böylece ben başka bir ISP'den şu an itibariyle hizmet alamaz durumdayım...
* 444 0 375 nolu telefonunuzu arayarak her zamanki gibi bu sıkıntımı da ne çözebildim, ne de süreci hızlandırmak için birşey yapabildim. Sadece ve sadece "şu an ikna sürecindesiniz" bilgisini TT Küçükyalı müdürlüğünden öğrenebildim.
* İkna hikayesi için birileri beni arasın da, TT-Net'ten kurum olarak artık ne kadar nefret ettiğimi anlatıp ben onları ikna edeyim diye beklediğim halde ne arayan var ne soran...

Şimdi size sorum şudur:

* İnternet hizmetimi kesip beni 1 hafta internetsiz bırakarak, başka firmadan hizmet almamı da engelleyerek, nefretimi kazanmaktan başka ne elde ediyorsunuz? Bütün bunların üzerine sizce bir müşterinin ikna olması mümkün mü? Burada bir saçmalık yok mu?
* Ben internet hizmetinizin kalitesizliğinden dolayı ve özellikle de işim bilgisayar programcılığı olduğu için ve internet benim herşeyim anlamına geldiği için, benim alenen para kaybetmeme sebep oluyorsunuz, hizmet almamı engelliyorsunuz ve ondan sonra ikna için arama sürecine sokuyorsunuz... Sizce burada bir sıralama hatası yok mu?
* Üstüne üstlük hizmet iptali için Küçükyalı TT'a yani ayağınıza kadar gelip, iptalden sorumlu arkadaşı, oradaki teknik ekibi bana verdikleri hizmeti nasıl beceremediklerine dair ikna ettiğim halde...

Sayın TT-Net yetkilisi ya da yetkilileri... Bu e-postayı hiçbirşeyi çözmeyeceğini bildiğim halde atıyorum. Zira ben bugüne kadar TT-Net ile ilgili çok az problemimi arayarak ya da iletişime geçerek çözebildim. Bir telekomünikasyon firmasının temelde insanlarla iletişim sorunu olması ne kadar dramatik değil mi... Gelin görün ki, bu mesajı, artık sadece kahrolası hizmetinizden de, kurumunuzdan da, firmanızdan da ne denli bıktığımı söylemek, içimi dökmek için atıyorum...

Şimdi size bir söz veriyorum:

Bir daha asla, ama asla, ömrüm boyunca, içinde Türk Telekom'un bulunduğu herhangi bir hizmeti kullanmayacağım... Bu sözümü, en kısa zamanda (şu internet konusu hallolur hallolmaz) ev telefonumu da iptal ettirerek tutmaya başlamış olacağım. Çevremdeki bütün herkesi de kendi kullandığım servislere geçmesi için elimden geldiğince ikna etmeye çalışacağım.

Bir gün Türkiye'nin Türk Telekom tekelinden kurtulması dileğiyle

Not: Bu mesajımın bir örneğini insanlarla paylaştım bile: http://outeger.blogspot.com/2010/09/turk-telekom-ve-bir-firmann-prestijini.html adresinden ulaşabilirsiniz...

Şimdi size ömür boyu süre sayın yetkili, o portu istediğiniz kadar kapatmayabilirsiniz. Ömür boyu açık tutun sizin olsun o port. Zira ben telefon hizmetimi de kapatıp, bam başka bir hizmet üzerinden ilgili firmayla anlaşıp o internet hizmetini yine de evime çektirmesini bilirim!

Saygılarımla

20 Ocak 2010 Çarşamba

Boss GT-10 USB kullanımı: sürücüler, preset (patch) yükleme - yedekleme.

Merhaba,

Bugün kısaca size Boss GT-10'un USB kullanımıyla ilgili bilgi vereceğim. Öncelikle USB kullanmak size ne sağlıyor kısaca bunlardan bahsedeyim:

  • Boss GT-10'u düşük latency'e sahip bir ses kartı olarak kullanabiliyorsunuz (yanlış hatırlamıyorsam latency (gecikme) 14 ms kadardı). Bilgisayardan çıkan sistem seslerini GT-10 üzerinden duyup, aynı şekilde kayıt yapraken de cihazınızı kullanabiliyorsunuz.
  • Kayıtlarınızı Stereo olarak yapabiliyorsunuz; ki bu çok önemli bir özellik, ses kalitesinde bozulma olmaksızın en iyi kalitede kayıt yapıyorsunuz.
  • Cihazınız üzerinde ayarladığınız tonlarınızı (patch) bilgisayarınıza yedekleyebilir veya daha önce yedeklediğiniz tonlarınızı (veya bir siteden indirdiğiniz) cihazınıza yükleyebilirsiniz (Librarian programı ile)
  • Başkasına ait tonları tek tek cihazınız üzerinde deneyerek, sadece beğendiklerinizi cihazınıza tek tek ya da kısmi olarak (veya toplu olarak) atabilirsiniz.
Kulağa hoş geliyor değil mi? Bütün bu özelliklerden faydalanabilmek için, öncelikle GT-10'un USB sürücüsünü ve Librarian programını indirmeniz gerekiyor. Sisteminize uygun programları seçip indirmek için Boss GT-10'un sitesine bakabilirsiniz: http://www.bossus.com/gear/productdetails.php?ProductId=941. Sayfa açıldığında alt taraftaki Downloads linkine tıklayarak, sisteminize uygun en güncel sürümü indirebilirsiniz (PC kullanısı iseniz yanlışlıkla MAC sürümünü indirmemeye dikkat edin).

Aynı sayfada Paul Hanson'un hazırladığı (kendi kullandığı) özel tonlarının da olduğu bir link bulacaksınız. Göz atmanızı tavsiye ederim. İçinde hali hazırda 20 patch mevcut.

USB sürücüsünü yüklerken, cihazınızı USB kabloyla bilgisayara bağlamadan önce sürücüleri yüklerseniz herhangi bir hatayla karşılaşmazsınız (aksi taktirde eski sistemlerde hatayla karşılaşabilirsiniz.). Sürücüler başarılı bir şekilde yüklendikten sonra ses kartı olarak Boss GT-10 da yerini almış olacak. Cubase v.b. gibi bir kayıt cihazınız varsa, ses kartı olarak GT-10'u gösterip deneyebilirsiniz. Bu işlemi yapar yapmaz size tavsiyem, GT-10'un system butonuyla USB kısmına girip, sürücü tipini (Driver mode) Advanced olarak değiştirmeniz olur. Aksi taktirde sanırım Librarian'ı kullanamayabilirsiniz.

Librarian programının kullanımı ise gayet basit, açılan ekranda Read başlığı altında ALL'a tıklarsanız, patchleriniz bilgisayara yüklenir, kaydetmek için klasik bir şekilde save yapmanız yeterli. Başkasına ait tonları atmak için ise Write başlığı altında ALL yaparsanız bütün tonlar atılır (ki bütün tonları atmak istediğinizden emin değilseniz bunu asla kullanmayın zira hali hazırda cihazınızdaki tonlarınızın üzerine yazar ve hepsini kaybedebilirsiniz).

Başkasına ait tonları kullanmak için en güzel yöntem, indirdiğiniz patch dosyasını librarian ile açın ve denemek istediğiniz tonu seçip, sol tarafında hizasındaki "temporary read/write" başlığı altındaki seçeneklerden write'ı işaretleyin. Bu işlem tonu GT-10 cihazınıza atar ve seçili hale getirir ancak cihazınıza kaydetmez. Böylece tonu kaydetmeden önce test edip deneme şansınız olur. Daha sonra istediğiniz yere kaydedebilirsiniz.

Hepsi bu kadar,
İyi eğlenceler :)

18 Ocak 2010 Pazartesi

Boss GT-10 - Oyuncak değil, gerçek processor!

Merhaba,

Bir süredir kullandığım, bana oyuncak gibi gelen seslerinden sıkıldığım Zoom GFX-5 processor'ümü satıp ve analog setup'a geçmiştim. Hali hazırda analog setup'ım dururken bir de Boss GT-10 processor sahibi oluverdim. Malum, her yere 100 Watt'lık kocaman amfi ve analog setup ile gidilmiyor. Bazı küçük mekanlar için bana bu lezzeti verebilecek bir processor olduğunu düşünmüyordum ancak, Boss GT-10 beni bu konuda oldukça yanılttı.




Tam olarak analog setup zevki ve tadını vermese de Boss GT-10 bu konuda gördüğüm en iyi processor diyebilirim. Alternatifi olan iki processor daha mevcuttu; biri Zoom G 9.2 TT, diğeri ise Line 6 POD X3 Live...

Zoom G 9.2 TT, tüplü amfi gibi içinde tüp barındıran bir processor. Her iki tarafa da pedal koymaları gayet iyi bir fikir olmuş. Basit bir kullanımla birini volume birini wah olarak kullanabiliyorsunuz. Hiç deneme şansım olmadı, malum her processor demolarda dehşet sesler veriyorken gerçekte o kalitede sonucu kolay kolay alamıyorsunuz. Gayet güçlü çıkışları olduğu ve tonlarının iyi olduğu iddia edilse de, geçmişte Zoom konusunda edindiğim olumsuz tecrübeden dolayı bu processor'ü önyargılarım ağır basınca hiç düşünmedim bile.

Line 6 POD X3 Live ve Boss GT-10 arasında oldukça kararsızdım. Her ikisinin de oldukça kaliteli olduğunu söyleyebilirim. GT-10'da karar kılmamda en etkili iki faktörden biri, GT-10'un üretim tarihi itibariyle POD'dan daha yeni olması ve POD'a göre daha fazla seçenek sunması oldu (38 sn. kadar kayıt imkanı gibi...). POD X3 Live'ı da deneme şansım olmamasına rağmen, ürünü kullananlarla irtibata geçip detaylı bilgi aldım. Aynı şekilde GT-10 için de. Eğer bir POD X3 Live sahibi iseniz, satıp GT-10 almanız için çok bir sebep yok diyebilirim. Gönül rahatlığıyla elinizdeki processor'ü kullanabilirsiniz. Ancak GT-10 mu, POD X3 Live mı derseniz, benim tercihim GT-10'dan yana olur.

Kısaca bu üç ürünle ilgili bilgileri verdikten sonra GT-10 ile ilgili deneyimlerime geleyim:

Öncelikle beni en memnun eden şey, GT-10'un çıkışlarının gücü diyebilirim. Zoom GFX-5 kullandığım dönemlerde en büyük sıkıntım, sahnede tek çalıyorken çıkışları gayet güçlü aldığım halde, bütün enstrumanlar çalmaya başladığında aletin sesinin bütün enstrumanların (neredeyse duyulmayacak kadar) altında kalmasıydı (sesi sonuna kadar açık olduğu halde). GT-10'da ise mikserdeki gain ortada, kanal ses ayarı ortanın altında ve GT-10 üzerindeki genel ses çıkış ayarı ortanın hayli altında olduğu halde (özel ayarlanmış tonlarda da ses seviyeleri orta (GT-10 için 100 = orta)), oldukça güçlü bir çıkış elde ettim. Hatta zaman zaman sesi kısmak zorunda bile kaldım.

GT-10'un zengin efektleri oldukça başarılı. Bütün efektlerini burada saymakla size zaman kaybettirmektense, genellikle internette yaptığım araştırmalardan sonuç alamadığım konularda size bilgi vermeyi daha uygun görüyorum.

Clean tonlar üzerine efektler de uygulandığında gayet başarılı, güçlü ve güzel sonuç veriyor. Üstelik ton yaratmak ve değiştirmek gerçekten çok kolay. Drive ve Distortion tonları da genel olarak gayet başarılı.

GT-10'da drive/distortion için Genel olarak noise sorunu olduğunu okumuştum ve bu beni çok korkutmuştu ancak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, bir amfi ve analog setup kullandığınızda elde ettiğiniz dip gürültüsünden fazlası yok. Çalım esnasında da böyle bir dip gürültüsü duymuyorsunuz. Ancak yine de ben dip gürültüsünden çok rahatsız olurum diyenler için konulmuş iki noise-gate'i üst üste bindirerek noise'i oldukça azaltabilirsiniz (neredeyse duyulmayacak kadar). Ancak noise gate kullanmanın sesi bir miktar bozduğunu ve sustain'i önemli derecede azalttığını hatırlatmak isterim

En beğendiğim birkaç özelliğini sıralayarak bugünkü yazıma burada bir son verececğim. İlerleyen günlerde ise bu özelliklerin hepsini detaylı bir şekilde anlatmaya çalıkşacağım.

Çift preamp:

GT-10 uzun süredir processorlerde bulunan bir özelliği barındırdığı gibi, bu özelliği daha efektif kullanmayı sağlıyor: Stereo çıkış. Sahnede miksere çift kanal çıkarak kullandım ve çok memnun kaldım diyebilirim. Çift preamp'a gelince, isterseniz tek bir preamp tonlayıp (amfi türü vs. seçerek) mono çıkış yapabiliyorsunuz ki bu zaten standart olan özellik. Ancak isterseniz, sol kanala ayrı preamp (ayrı amfi ve ayrı tonlanmış equalizer), sağ kanala ayrı preamp ayarlayıp, ikisini aynı anda çalarak, sanki iki gitar çalıyormuş gibi bir his yakalayabilirsiniz. Üstelik bu iki preamp'a isterseniz ortak efektler ekleyebilir, ya da ikisi için de ayrı efektler kullanabilirsiniz. Örneğin ben bir drive tonu ayarlamıştım, onun için yaptığım ayarda Control 2 pedalına basılı tuttuğum anda sağdaki kolondan çaldığım melodinin üçlüsü geliyordu. Böylece sanki iki solo gitarist varmış ve soldaki ana soloyu, sağdaki ise üçlüsünü çalıyormuş gibi bir hissiyat elde edebildim.

Chain (Zincir) özelliği:

Analog setup kullananlar iyi bilir, gitardan hangi pedala çıktığınız ve amfiye gidene kadar hangi pedalı önce hangi pedalı sonra bağladığınız oldukça önemli bir konudur. Elde ettiğiniz sonuca inanılmaz derecelerde etki edebilir. Örneğin yanlış yere koyduğunuz bir pedal, dip gürültüsünü (noise) akıl almaz derecede arttırabilir. GT-10'un güzel olan tarafı ise, aynı analog setup'da olduğu gibi, hangi efektörün hangisinden önce veya sonra geleceğini ayarlayabiliyorsunuz. Örneğin gitarınızda noise problemi kendiliğinden varsa, gitardan sonra ilk olarak Noise Gate kullanarak bu sorunu çözebilirsiniz. Ya da gitarınızda böyle bir sorun yok da, ayarladığınız ton / drive / preamp nedeniyle bir noise oluşuyorsa, bunu istediğiniz kanalda pramp'ın / drive'ın önüne (sol / sağ) veya ortak olarak ikisine birden uygulayabilirsiniz. Böylece sound'unuzu genişletebilir, profesyonel soundlar elde edebilirsiniz.

Record / Loop özelliği:

38 saniyeye kadar istediğiniz presetleri kullanarak üst üste kayıt yapabilir, durdurabilir, yeniden çalabilir veya silebilirsiniz. Bunu yapmak için bank değiştirme pedallarını kullanıyorsunuz. İkisine aynı anda bastığınızda devreye giriyor ve aynı şekilde devreden çıkarabiliyorsunuz.

Kategorilendirme:

Ayarladığınız tonları kategorilendirebiliyorsunuz, clean, drive, metal, lead (solo) v.b. gibi hali hazırda tanımlanmış kategorilerin yanısıra kendiniz de kategori ekleyebiliyorsunuz. Böylece eğer değişik bir clean veya drive ton denemek isterseniz, category düğmesine basarak ana kumanda panelinden (ortadaki yuvarlak düğmelerin olduğu kısım) kategoriler arasında gezebilir, istediğiniz tonu seçebilirsiniz.

Synth özelliği:

İnanılmayacak derecede başarılı bir synth özelliği var. Gitarda bastığınız sesler sanki klavyeden geliyormuş gibi çıkıyor. Kullandım ve çok başarılı buldum.

Yazıyı daha fazla uzatıp okunabilirliğini düşürmek istemiyorum. O nedenle şimdilik yazıdizisine bugünlük burada bir son vereceğim.

İyi eğlenceler...

15 Ocak 2010 Cuma

Ben geldim!

Uzun bir aradan sonra yeniden blog tutmaya karar verdim. Vaktim oldukça paylaşmaya değer herşeyi sizinle burada paylaşmaya çalışacağım...